Ana içeriğe atla

Yasal Uyarı

Bu blog için sorumluluk reddi

Bu blogda yayınlanan tüm bilgiler sadece bilgilendirme amacıyla yayınlanmaktadır. Onur KARA (onurkara.xyz) bu bilgilerin tamlığı, güvenilirliği ve doğruluğu hakkında herhangi bir garanti vermez. Bu blog sitesinde (onurkara.xyz) paylaşılan bilgilerden doğacak her türlü risk tamamen size aittir. Onur KARA (onurkara.xyz) ile bağlantılı olarak herhangi bir kayıp ve / veya zararlardan sorumlu olmayacaktır.

Blog sitemizden, bu tür harici sitelere bağlantıları takip ederek diğer web sitelerini ziyaret edebilirsiniz. Biz blog siteleri için yararlı ve etik blog / web sitelerine kaliteli bağlantı verilmektedir. Bu blog / web sitelerinin içeriği ve niteliği üzerinde hiçbir kontrole sahip değildir. Diğer blog / web sitelerine bu bağlantıları vererek bu blog / web sitelerde bulunan içerikler öneri anlamına gelmez, çünkü blog / web sitesi sahipleri içerikleri önceden haber verilmeksizin değiştirilebilir veya yayından kaldırabilir.

Blog sitemizin yayına başladığı tarihte kontrolümüz dışında olan diğer blog / web sitelerinin farklı gizlilik politikaları ve kullanım koşullarının olabileceğini unutmayın. Herhangi bir işlem yapmadan yada bilgi sahibi olmadan önce bu blog / web sitelerinin Hizmet Şartları, Gizlilik Politikaları ve Kullanım Koşulları hakkında bilgileri kontrol ettiğinizden emin olun.

Bu blog için kullanım koşulları

Blog sitemizi kullanarak belirtilen şartları kabul etmiş sayılırlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Olumsuzun olumluya etkisi

İnsanoğlu var olduğundan beridir fikir ayrılmalarına düşmüştür, basit olarak iyi ve kötü kavramı oluşmuş bazı şeylerin yapılması yasaklanmıştır. Fakat her sistemin içinde sadece iyiler veya sadece kötüler bulunmaz. Kaos ortamında bile kimileri kendine güzel bir pay çıkarabiliyor. Örnek vermek gerekirse bu zamanlardan çokta uzaklaşmaya gerek yok aslında. COVID-19 virüsü insanları derinden etkileyen, 2020 yılını insanoğluna zehir eden bu virüs, doğaya ve hayvanlara olumlu bir etki bıraktı. İnsanoğlunun katletmeye başladığı doğa artık bize durma vaktinin geldiğini gösteriyor. Yabani hayvanlar kendine ait olan yerlere, şehir merkezlerine kadar geldiler. Bu olay sadece kara ile sınırlıda değil. Geçen gün gördüğüm bir videoda deniz trafiğinin azaldığı İstanbul Boğazın'da Galata Kulesi'ne kadar yunus balıklarının yaklaştığını gördüm. Bu o kadar güzel bir olay ki insan hayran olmuyor değil. Bizler ne kadar kötü olaylar yaşasakta bunların birilerine olumlu dönüşleri oluyor. Bir

Neden ölüyoruz?

İnsanlar, hayvanlar, duygular neden ölüyor? Ölüm aslında bir son değil mi? sorularını cevaplamakla başlayalım isterseniz. Vereceğim cevaplar bir kesinlik veya doğruluk içermez, tamamı ile benim düşüncelerimdir. Bizler ölüyoruz çünkü yaşanılacak fani yaşamımız bizi yormuştur. Beden ebediyen uyumak ister, gözlerini son kez kapatıp hayatı görmek istemez insan, yaptıklarını ruhu kaldırsa dahi bedeni çok yorulmuştur o insanoğlunun. Son kez bir sessizlik ister ve gider. Hayvanlar ölüyor çünkü bizler gibidirler, yoruluyorlar, değişim onları zorluyor, bizler onları bir özgürlüklerinden mahrum ediyoruz diye ölüyorlar. Son kez nefesini vererek onlarda uçup gidiyor bu fani yaşamdan.  Doğa ölüyor çünkü onu biz mahvediyoruz. Bize kucağını açan bu eşsiz güzelliği arkasından bıçaklıyoruz. Bize kendi ürünlerini sunan ağaçları, biz öldürüyoruz. Fani emellerimiz için. Bizimle birlikte yok olacak eserlerimiz için. Güzel olan her şeye düşman olmaya başladık çünkü ölüyoruz. Bizler umursamaz oluyoruz çünkü

Geçmişe Mektup

Bu yazdıklarım geçmişe armağan olsun. Bir hiçliğe uzanacak cevapsız kalacak geçmişe. Anlatmak istiyorum her şeyi, mum ışığının aydınlatmaya çalıştığı bir dağ evinin karanlık odasında bulunan o camın ardında oturarak. Aceleye hiç gerek yok nasıl olsa bir yere yetişmeye çalışmıyorum, sakinim, sadece dışarıyı izliyorum ve elim kağıda varıyor. Evet, hissediyorum gerçekten hissediyorum bir şeyler karalıyor elim, bir şeyler yazıyor kalemim ama kağıda bakmıyorum. Bakamam ne hissediyorsam o, anlamlı şeyler çıkmayacak belki, sadece yazıyorum. Ah bir şeyi unutuyordum, çayım... Çayım olmazsa olmaz, o benim kadim dostum belki de sırdaşım. Ruhumun demlenmesini ona borçluyum, bana çok örnekler sundu ve buna minnettarım. Bir tiryakiyim, bu çaya mı aşka mı bilmiyorum. Sevgili , Bu mektup sana, özlemin o kadar arttı ki bu bedende ruhum şifa eylemez oldu bana. Kendimi kapadım bu ıssız yapıya. Yabancı oldu bu diyarlar. Rüzgarın estiği yerde olmak istiyorum, sürüklenmek. Olgunlaşmış belki de ölmeye başlay