Ana içeriğe atla

Hakkımızda

Ben Onur Kara, uzun yıllardır web dünyasında yer almaktayım. Başarılarla veya başarısızlıklarla dolu vakitlerimde oldu ama daima bana katkıları oldu. Bugün edindiğim bilgiler doğrultusunda kişisel bir blog kurmaya karar verdim. Bunun nedeni konu bakımından kendimi özgür hissetmemdir diyebilirim. Her konuda yazılar yazmak beni bir konu üzerinde kilitli kalmayı engelliyor. Daha geniş ölçekli düşünce yapısını etkiliyor. 

2017 yılında One Security'de önemlibir konumda bulundum ve yazarlık yaptım. Forum sisteminde yöneticilik ve moderatorlük deneyimine sahip oldum. Yönetim ve kontrol yapısı üzerine fikirler edindim. 

2018 yılında Mavi Tekno ve Androfly sitelerini kurdum. Ve bu sitelerde yazarlık yaptım. Android uygulamalarını incelemeye ve geliştirmeye bu yılda başladım. Hızla kendimi geliştirmeye devam ettim.

2019 yılında Bilmiyordum.xyz sitesini kurarak büyük bir başarıya yelken açtım. Fakat üniversite işlerinden dolayı askıya almak durumunda kaldım. Üzücü olsansa site yedeğini kaybetmem olacaktır. Bu yılda android uygulamaları daha rahat geliştirme ve düzenleme imkanım oldu.

2020 yılında ise Kara Şaman sitesini kurdum ve hemen ardından Onur Kara yani bu blogu hizmete geçirdim. Kara Şaman alan adını Türkçe karakter olarak aldım, bunun nedeni seo üzerine etkisini merak etmemde gizli. Anladım ki web henüz buna hazır değil ve ciddi oranda negatif yanı mevcut yada ben öyle gözlemledim. 

Yukarıda yazdıklarım kısa bir özetten ibaret. Ben gelişmeye devam etmek adına yeni maceralar aramaktan çekinmeyeceğim. Umarım birilerine fikir kaynağı veya bir ışık olmayı başarabilirim. Ben kısaca yazan, okuyan, araştıran, daima öğrenmek isteyen sıradan bir bireyim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Olumsuzun olumluya etkisi

İnsanoğlu var olduğundan beridir fikir ayrılmalarına düşmüştür, basit olarak iyi ve kötü kavramı oluşmuş bazı şeylerin yapılması yasaklanmıştır. Fakat her sistemin içinde sadece iyiler veya sadece kötüler bulunmaz. Kaos ortamında bile kimileri kendine güzel bir pay çıkarabiliyor. Örnek vermek gerekirse bu zamanlardan çokta uzaklaşmaya gerek yok aslında. COVID-19 virüsü insanları derinden etkileyen, 2020 yılını insanoğluna zehir eden bu virüs, doğaya ve hayvanlara olumlu bir etki bıraktı. İnsanoğlunun katletmeye başladığı doğa artık bize durma vaktinin geldiğini gösteriyor. Yabani hayvanlar kendine ait olan yerlere, şehir merkezlerine kadar geldiler. Bu olay sadece kara ile sınırlıda değil. Geçen gün gördüğüm bir videoda deniz trafiğinin azaldığı İstanbul Boğazın'da Galata Kulesi'ne kadar yunus balıklarının yaklaştığını gördüm. Bu o kadar güzel bir olay ki insan hayran olmuyor değil. Bizler ne kadar kötü olaylar yaşasakta bunların birilerine olumlu dönüşleri oluyor. Bir

Neden ölüyoruz?

İnsanlar, hayvanlar, duygular neden ölüyor? Ölüm aslında bir son değil mi? sorularını cevaplamakla başlayalım isterseniz. Vereceğim cevaplar bir kesinlik veya doğruluk içermez, tamamı ile benim düşüncelerimdir. Bizler ölüyoruz çünkü yaşanılacak fani yaşamımız bizi yormuştur. Beden ebediyen uyumak ister, gözlerini son kez kapatıp hayatı görmek istemez insan, yaptıklarını ruhu kaldırsa dahi bedeni çok yorulmuştur o insanoğlunun. Son kez bir sessizlik ister ve gider. Hayvanlar ölüyor çünkü bizler gibidirler, yoruluyorlar, değişim onları zorluyor, bizler onları bir özgürlüklerinden mahrum ediyoruz diye ölüyorlar. Son kez nefesini vererek onlarda uçup gidiyor bu fani yaşamdan.  Doğa ölüyor çünkü onu biz mahvediyoruz. Bize kucağını açan bu eşsiz güzelliği arkasından bıçaklıyoruz. Bize kendi ürünlerini sunan ağaçları, biz öldürüyoruz. Fani emellerimiz için. Bizimle birlikte yok olacak eserlerimiz için. Güzel olan her şeye düşman olmaya başladık çünkü ölüyoruz. Bizler umursamaz oluyoruz çünkü

Geçmişe Mektup

Bu yazdıklarım geçmişe armağan olsun. Bir hiçliğe uzanacak cevapsız kalacak geçmişe. Anlatmak istiyorum her şeyi, mum ışığının aydınlatmaya çalıştığı bir dağ evinin karanlık odasında bulunan o camın ardında oturarak. Aceleye hiç gerek yok nasıl olsa bir yere yetişmeye çalışmıyorum, sakinim, sadece dışarıyı izliyorum ve elim kağıda varıyor. Evet, hissediyorum gerçekten hissediyorum bir şeyler karalıyor elim, bir şeyler yazıyor kalemim ama kağıda bakmıyorum. Bakamam ne hissediyorsam o, anlamlı şeyler çıkmayacak belki, sadece yazıyorum. Ah bir şeyi unutuyordum, çayım... Çayım olmazsa olmaz, o benim kadim dostum belki de sırdaşım. Ruhumun demlenmesini ona borçluyum, bana çok örnekler sundu ve buna minnettarım. Bir tiryakiyim, bu çaya mı aşka mı bilmiyorum. Sevgili , Bu mektup sana, özlemin o kadar arttı ki bu bedende ruhum şifa eylemez oldu bana. Kendimi kapadım bu ıssız yapıya. Yabancı oldu bu diyarlar. Rüzgarın estiği yerde olmak istiyorum, sürüklenmek. Olgunlaşmış belki de ölmeye başlay