Ana içeriğe atla

29 Mart Film ve Dizi Önerileri


COVID19 ile evlerimizden çıkamaz olduk serimizin ikincisi ile birlikteyiz. Sonuç olarak kimilerimiz kitap okuyor, dizi ve film izliyor, oyun oynuyor ya da sadece yatıyor cümlesinin ikincisi ile karşılaşmaktasınız. Bu karantina günlerinde sizlerin iyi vakit geçirmenizi isterim fakat pek mümkün değil gibi. Bu yüzden sizlere bu kez 6 adet birbirinden güzel film ve dizi önereceğim. Bu sıkıcı ama gerekli olan karantina zamanlarında vaktinizin azda olsa degerlenmesini istiyorum.

1.RUSSIAN DOLL

Başrolümüz olan Naida, sürekli ölmekte ve sürekli 36. Doğum günü partisini tekrar yaşamaktadır. Gerçeküstü bir zaman döngüsüne sıkışıp kalmıştır. Dizi biraz sıkıcı olur diye düşünüyorsanız böyle düşünmeyin Her ölüp uyandığında sorular ve yaptığı işler değişiyor.



2.AZAP YOLLARI

1. Dünya Savaşı'nın siyasi kargaşası içindeki St. Petersburg'da iki kız kardeş, etraflarında Rusya'nın tarihi yazılırken çalkantılı aşklarla mücadele etmeye çalışırlar. Tarihsel ve yavaş bir tempo istiyorsanız tam sizlik bir dizi diyebilirim.



3. AYLA

Gerçek olaylardan esinlenen bu yürek yakan drama, savaşın ortasında Koreli bir yetimi kurtarıp onunla bağ kuran bir astsubayın hikayesini anlatıyor. Bu filmi izlemediyseniz mutlaka izlemenizi öneririm.



4.THE RAIN

Acımasız bir virüsün İskandinavya nüfusunu kırıp geçirmesinden 6 yıl sonra, 2 genç kardeş güvenli bir yer ve neler olduğuna dair yanıtlar aramak adına diğer gençlere katılırlar. Tek solukta izlenir mi bilmem ama ben izledim. Sürükleyici ve merak uyandırıcı bir dizi.


5.THE I-LAND

Hafızaları silinen ve birlikte bir adaya bırakılan bir grup yabancı, zorlu koşullarda hayatta kalmak için savaşıyor. Ve sıradan olmayan bu adanın sırlarının peşine düşüyorlar.




6.SHERLOCK

Bilmiyeniniz yoktur herhalde. Sherlock gelmiş geçmiş en iyi polisiye romanı ve uyarlaması olan bu dizi polisiye türünü sevmiyorsanız dahi mutlaka sizi içine çeker. Sherlock bu sefer modern Londra sokaklarında izlerin peşinde. İzlemediyseniz mutlaka izlemenizi öneririm.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Olumsuzun olumluya etkisi

İnsanoğlu var olduğundan beridir fikir ayrılmalarına düşmüştür, basit olarak iyi ve kötü kavramı oluşmuş bazı şeylerin yapılması yasaklanmıştır. Fakat her sistemin içinde sadece iyiler veya sadece kötüler bulunmaz. Kaos ortamında bile kimileri kendine güzel bir pay çıkarabiliyor. Örnek vermek gerekirse bu zamanlardan çokta uzaklaşmaya gerek yok aslında. COVID-19 virüsü insanları derinden etkileyen, 2020 yılını insanoğluna zehir eden bu virüs, doğaya ve hayvanlara olumlu bir etki bıraktı. İnsanoğlunun katletmeye başladığı doğa artık bize durma vaktinin geldiğini gösteriyor. Yabani hayvanlar kendine ait olan yerlere, şehir merkezlerine kadar geldiler. Bu olay sadece kara ile sınırlıda değil. Geçen gün gördüğüm bir videoda deniz trafiğinin azaldığı İstanbul Boğazın'da Galata Kulesi'ne kadar yunus balıklarının yaklaştığını gördüm. Bu o kadar güzel bir olay ki insan hayran olmuyor değil. Bizler ne kadar kötü olaylar yaşasakta bunların birilerine olumlu dönüşleri oluyor. Bir

Neden ölüyoruz?

İnsanlar, hayvanlar, duygular neden ölüyor? Ölüm aslında bir son değil mi? sorularını cevaplamakla başlayalım isterseniz. Vereceğim cevaplar bir kesinlik veya doğruluk içermez, tamamı ile benim düşüncelerimdir. Bizler ölüyoruz çünkü yaşanılacak fani yaşamımız bizi yormuştur. Beden ebediyen uyumak ister, gözlerini son kez kapatıp hayatı görmek istemez insan, yaptıklarını ruhu kaldırsa dahi bedeni çok yorulmuştur o insanoğlunun. Son kez bir sessizlik ister ve gider. Hayvanlar ölüyor çünkü bizler gibidirler, yoruluyorlar, değişim onları zorluyor, bizler onları bir özgürlüklerinden mahrum ediyoruz diye ölüyorlar. Son kez nefesini vererek onlarda uçup gidiyor bu fani yaşamdan.  Doğa ölüyor çünkü onu biz mahvediyoruz. Bize kucağını açan bu eşsiz güzelliği arkasından bıçaklıyoruz. Bize kendi ürünlerini sunan ağaçları, biz öldürüyoruz. Fani emellerimiz için. Bizimle birlikte yok olacak eserlerimiz için. Güzel olan her şeye düşman olmaya başladık çünkü ölüyoruz. Bizler umursamaz oluyoruz çünkü

Geçmişe Mektup

Bu yazdıklarım geçmişe armağan olsun. Bir hiçliğe uzanacak cevapsız kalacak geçmişe. Anlatmak istiyorum her şeyi, mum ışığının aydınlatmaya çalıştığı bir dağ evinin karanlık odasında bulunan o camın ardında oturarak. Aceleye hiç gerek yok nasıl olsa bir yere yetişmeye çalışmıyorum, sakinim, sadece dışarıyı izliyorum ve elim kağıda varıyor. Evet, hissediyorum gerçekten hissediyorum bir şeyler karalıyor elim, bir şeyler yazıyor kalemim ama kağıda bakmıyorum. Bakamam ne hissediyorsam o, anlamlı şeyler çıkmayacak belki, sadece yazıyorum. Ah bir şeyi unutuyordum, çayım... Çayım olmazsa olmaz, o benim kadim dostum belki de sırdaşım. Ruhumun demlenmesini ona borçluyum, bana çok örnekler sundu ve buna minnettarım. Bir tiryakiyim, bu çaya mı aşka mı bilmiyorum. Sevgili , Bu mektup sana, özlemin o kadar arttı ki bu bedende ruhum şifa eylemez oldu bana. Kendimi kapadım bu ıssız yapıya. Yabancı oldu bu diyarlar. Rüzgarın estiği yerde olmak istiyorum, sürüklenmek. Olgunlaşmış belki de ölmeye başlay