Ana içeriğe atla

28 Mart Film ve Dizi Önerileri

COVID19 ile evlerimizden çıkamaz olduk. Sonuç olarak kimilerimiz kitap okuyor, dizi ve film izliyor, oyun oynuyor ya da sadece yatıyor. Bu karantina günlerinde sizlerin sıkıcı olmayan bir vakit geçirmenizi isterim fakat pek mümkün gibi görünmüyor. Bu yüzden sizlere 4 Adet birbirinden güzel film ve dizi önereceğim. Bu sıkıcı ama gerekli olan karantina zamanlarında vaktinizin azda olsa degerlenmesini istiyorum.

1. ELITE


Bir devlet lisesinin çökmesinin ardından, okulu yapanlar olaydan etkilenen 3 öğrencinin seçkin bir özel okula gitmesini sağlayarak imajlarını düzeltmeye çalışırlar. İşte tamda bu noktada işler karışıyor. Yeni gelen bu öğrenciler belkide elit kesimin en büyük sorunu haline geliyor ve birbiri ile bağlantılı ardı ardına olaylar gelişiyor. İzlemenizi tavsiye ederim.

2. 6 UNDERGROUND
Kenti suçlulardan kurtarmak için kendilerini ölü olarak gösterip, suçluların peşine düşen 6 kişilik milyarder grubun hikayesini konu alan bu filmde aksiyon hiç bitmiyor. Birbirinden farklı karakter ve enfes bir aksiyon konusu olan bu filmi mutlaka izleyin derim.


3. LOCKE & KEY
Babalarının öldürülmesi sonucunda anneleri ile birlikte atalarından kalma bir köşke taşınan 3 kardeş, güçleri ve sırları açığa çıkaran sihirli anahtarları keşfederler. Keşfederler ama bu anahtarların korkunç yanlarınıda bulunmaktadır. Ayrıca anahtarların birde peşinde olan ve onları zorla alamayan bir yaratık mevcuttur. Yaratık dedim ama sadece biraz daha güçlü olan bir insan bu. Bu diziyide izlemeniz gerekenler arasına ekliyebilirsiniz.

4. %3
İsmi kısa olsada macera ve atmosferi şahane olan bir dizi. Elit insanların kalabalık kenar mahallelerinden, uzakta cennet gibi bir adada yaşadığı gelecekte, sefaletten kurtulan %3'e katılmak için tek bir şansınız var. Hunger Games seviyorsanız kesinlikle tam sizlik bir dizi. Konusu farklı olsada ilerleyişi ve oldukça benzeyen yanları mevcut. Listenize ekleyebilirsiniz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Olumsuzun olumluya etkisi

İnsanoğlu var olduğundan beridir fikir ayrılmalarına düşmüştür, basit olarak iyi ve kötü kavramı oluşmuş bazı şeylerin yapılması yasaklanmıştır. Fakat her sistemin içinde sadece iyiler veya sadece kötüler bulunmaz. Kaos ortamında bile kimileri kendine güzel bir pay çıkarabiliyor. Örnek vermek gerekirse bu zamanlardan çokta uzaklaşmaya gerek yok aslında. COVID-19 virüsü insanları derinden etkileyen, 2020 yılını insanoğluna zehir eden bu virüs, doğaya ve hayvanlara olumlu bir etki bıraktı. İnsanoğlunun katletmeye başladığı doğa artık bize durma vaktinin geldiğini gösteriyor. Yabani hayvanlar kendine ait olan yerlere, şehir merkezlerine kadar geldiler. Bu olay sadece kara ile sınırlıda değil. Geçen gün gördüğüm bir videoda deniz trafiğinin azaldığı İstanbul Boğazın'da Galata Kulesi'ne kadar yunus balıklarının yaklaştığını gördüm. Bu o kadar güzel bir olay ki insan hayran olmuyor değil. Bizler ne kadar kötü olaylar yaşasakta bunların birilerine olumlu dönüşleri oluyor. Bir

Neden ölüyoruz?

İnsanlar, hayvanlar, duygular neden ölüyor? Ölüm aslında bir son değil mi? sorularını cevaplamakla başlayalım isterseniz. Vereceğim cevaplar bir kesinlik veya doğruluk içermez, tamamı ile benim düşüncelerimdir. Bizler ölüyoruz çünkü yaşanılacak fani yaşamımız bizi yormuştur. Beden ebediyen uyumak ister, gözlerini son kez kapatıp hayatı görmek istemez insan, yaptıklarını ruhu kaldırsa dahi bedeni çok yorulmuştur o insanoğlunun. Son kez bir sessizlik ister ve gider. Hayvanlar ölüyor çünkü bizler gibidirler, yoruluyorlar, değişim onları zorluyor, bizler onları bir özgürlüklerinden mahrum ediyoruz diye ölüyorlar. Son kez nefesini vererek onlarda uçup gidiyor bu fani yaşamdan.  Doğa ölüyor çünkü onu biz mahvediyoruz. Bize kucağını açan bu eşsiz güzelliği arkasından bıçaklıyoruz. Bize kendi ürünlerini sunan ağaçları, biz öldürüyoruz. Fani emellerimiz için. Bizimle birlikte yok olacak eserlerimiz için. Güzel olan her şeye düşman olmaya başladık çünkü ölüyoruz. Bizler umursamaz oluyoruz çünkü

Geçmişe Mektup

Bu yazdıklarım geçmişe armağan olsun. Bir hiçliğe uzanacak cevapsız kalacak geçmişe. Anlatmak istiyorum her şeyi, mum ışığının aydınlatmaya çalıştığı bir dağ evinin karanlık odasında bulunan o camın ardında oturarak. Aceleye hiç gerek yok nasıl olsa bir yere yetişmeye çalışmıyorum, sakinim, sadece dışarıyı izliyorum ve elim kağıda varıyor. Evet, hissediyorum gerçekten hissediyorum bir şeyler karalıyor elim, bir şeyler yazıyor kalemim ama kağıda bakmıyorum. Bakamam ne hissediyorsam o, anlamlı şeyler çıkmayacak belki, sadece yazıyorum. Ah bir şeyi unutuyordum, çayım... Çayım olmazsa olmaz, o benim kadim dostum belki de sırdaşım. Ruhumun demlenmesini ona borçluyum, bana çok örnekler sundu ve buna minnettarım. Bir tiryakiyim, bu çaya mı aşka mı bilmiyorum. Sevgili , Bu mektup sana, özlemin o kadar arttı ki bu bedende ruhum şifa eylemez oldu bana. Kendimi kapadım bu ıssız yapıya. Yabancı oldu bu diyarlar. Rüzgarın estiği yerde olmak istiyorum, sürüklenmek. Olgunlaşmış belki de ölmeye başlay