Ana içeriğe atla

Yayınlar

Geçmişe Mektup

Bu yazdıklarım geçmişe armağan olsun. Bir hiçliğe uzanacak cevapsız kalacak geçmişe. Anlatmak istiyorum her şeyi, mum ışığının aydınlatmaya çalıştığı bir dağ evinin karanlık odasında bulunan o camın ardında oturarak. Aceleye hiç gerek yok nasıl olsa bir yere yetişmeye çalışmıyorum, sakinim, sadece dışarıyı izliyorum ve elim kağıda varıyor. Evet, hissediyorum gerçekten hissediyorum bir şeyler karalıyor elim, bir şeyler yazıyor kalemim ama kağıda bakmıyorum. Bakamam ne hissediyorsam o, anlamlı şeyler çıkmayacak belki, sadece yazıyorum. Ah bir şeyi unutuyordum, çayım... Çayım olmazsa olmaz, o benim kadim dostum belki de sırdaşım. Ruhumun demlenmesini ona borçluyum, bana çok örnekler sundu ve buna minnettarım. Bir tiryakiyim, bu çaya mı aşka mı bilmiyorum. Sevgili , Bu mektup sana, özlemin o kadar arttı ki bu bedende ruhum şifa eylemez oldu bana. Kendimi kapadım bu ıssız yapıya. Yabancı oldu bu diyarlar. Rüzgarın estiği yerde olmak istiyorum, sürüklenmek. Olgunlaşmış belki de ölmeye başlay
Son yayınlar

Sahiden Huzur Nedir?

Soru oldukça net ve açık görünüyor öyle değil mi? Aynı şekilde kavramlarda fakat düşünmeye başladıkça aslında her şey değişmeye başlıyor. Düşünmek gerçekten her şeyi değiştiriyor. Bizler huzuru nasıl tanımlarız peki? Huzur en basit tabiri ile insanın içinde duyduğu rahatlık ve dinginlik duygusudur değil mi? Evet, tam olarak böyle tanımlarız. Bazen insan düşünmüyor değil bazı şeyleri kavramı gibi bilmek belki de en iyisidir. Çünkü detay arttıkça işler değişmeye başlar. Zaten tanımlarda bunun için yok mudur? Komplike bir şeyi en sade şekilde tanımlamak için. Öyleyse huzuru tanımlandığı gibi bırakalım ve bu yazıyı burada bitirelim. Demek isterdim fakat sahiden huzur nedir? Ben, uzun zamandır huzurlu olduğumu hatırlamıyorum yoksa böyle bir şey yok mu? Elbette yadsınamaz bir biçimde mevcuttur, Huzur. Yağmurlu bir günde sıcak evinizde elinizde bir bardak çayınız veya bir fincan kahveniz, yağan yağmurun çıkardığı o eşssiz huzurlu ses, arkaplanda çalan hafif bir melodi elinizde yarım kalmış ve

Neden ölüyoruz?

İnsanlar, hayvanlar, duygular neden ölüyor? Ölüm aslında bir son değil mi? sorularını cevaplamakla başlayalım isterseniz. Vereceğim cevaplar bir kesinlik veya doğruluk içermez, tamamı ile benim düşüncelerimdir. Bizler ölüyoruz çünkü yaşanılacak fani yaşamımız bizi yormuştur. Beden ebediyen uyumak ister, gözlerini son kez kapatıp hayatı görmek istemez insan, yaptıklarını ruhu kaldırsa dahi bedeni çok yorulmuştur o insanoğlunun. Son kez bir sessizlik ister ve gider. Hayvanlar ölüyor çünkü bizler gibidirler, yoruluyorlar, değişim onları zorluyor, bizler onları bir özgürlüklerinden mahrum ediyoruz diye ölüyorlar. Son kez nefesini vererek onlarda uçup gidiyor bu fani yaşamdan.  Doğa ölüyor çünkü onu biz mahvediyoruz. Bize kucağını açan bu eşsiz güzelliği arkasından bıçaklıyoruz. Bize kendi ürünlerini sunan ağaçları, biz öldürüyoruz. Fani emellerimiz için. Bizimle birlikte yok olacak eserlerimiz için. Güzel olan her şeye düşman olmaya başladık çünkü ölüyoruz. Bizler umursamaz oluyoruz çünkü

İnternetin Eğitim ve Öğrenciler İçin 7 Yararı

İnternetin Eğitim için Yararları aslında saymakla bitmez kısaca anlatmak gerekirse internet her insan, özellikle eğitim dünyası için artık bir bilgi forumu, ansiklopedisi haline geldi. Durum böyle olunca bu platformda olumlu şeyler için kullanılan bu yapı aslında negatif işler içinde kullanılıyor. İnternet sayesinde kullanıcılar istedikleri her şeye erişebiliyor. TV, radyo ve benzeri elektronik ortamlarla karşılaştırıldığında bile, internet aslında çeşitli türlere erişmek için daha baskın rol oynuyor. İnternet eğitim dünyasında birçoğu özellikle eğitim kalitesinde yayın ve ders ortamı sunuyor. İnternet artık olmazsa olmazımız haline geldi. Bunu kesinlikle inkar edilemez. İnternet olanaklarını düzgün kullanmak gerekmekte. Ve aşağıda yedi başlıkta eğitim için internetin faydalarını kısaca anlatıyorum. 1. Tüm Bilgilerin Kaynağı İnternet herkes tarafından ve her yerde kullanılabilir. İnternette arama yaptığınız zaman çoğu bilgilere tam ve eksiksiz şekilde erişebiliyorsunuz. Bunun y

Olumsuzun olumluya etkisi

İnsanoğlu var olduğundan beridir fikir ayrılmalarına düşmüştür, basit olarak iyi ve kötü kavramı oluşmuş bazı şeylerin yapılması yasaklanmıştır. Fakat her sistemin içinde sadece iyiler veya sadece kötüler bulunmaz. Kaos ortamında bile kimileri kendine güzel bir pay çıkarabiliyor. Örnek vermek gerekirse bu zamanlardan çokta uzaklaşmaya gerek yok aslında. COVID-19 virüsü insanları derinden etkileyen, 2020 yılını insanoğluna zehir eden bu virüs, doğaya ve hayvanlara olumlu bir etki bıraktı. İnsanoğlunun katletmeye başladığı doğa artık bize durma vaktinin geldiğini gösteriyor. Yabani hayvanlar kendine ait olan yerlere, şehir merkezlerine kadar geldiler. Bu olay sadece kara ile sınırlıda değil. Geçen gün gördüğüm bir videoda deniz trafiğinin azaldığı İstanbul Boğazın'da Galata Kulesi'ne kadar yunus balıklarının yaklaştığını gördüm. Bu o kadar güzel bir olay ki insan hayran olmuyor değil. Bizler ne kadar kötü olaylar yaşasakta bunların birilerine olumlu dönüşleri oluyor. Bir

Kader ve irade çelişiyor mu?

Kader ve irade anlam olarak çok zıttır. Biri sizin önceden neler yapacağınızın yazılmış ve çizilmiş olduğunu dile getirir iken irade ise size bir düşünme, karar yeteneği verildiğini simgeler. Önemli husus şudur insanoğlunun iradesi kısmi bir iradedir. Ancak Yüce Yaratıcı özgür ve hür iradeye sahip olabilir. İrademiz bize önümüze çıkan seçeneklere cevap vermemiz için vardır. Veyahut Kaderin yaşayacaklarımızın önceden belirlenmiş olması değil sadece biliniyor olmasıdır. Kader ise seçtiğimiz seçeneklerde ilerleyen olay akışıdır. Örneğin; bir araçla yolda gidiyorsunuz birden karşınıza 4 adet yol ayrımı çıktı işte tam bu noktada iradeniz devreye girmektedir. Seçeceğiniz o yol ayrımı başka bir olay örgüsünü belirleyecek. Kader ise bu olay örgüsüdür diyebiliriz. Bu düzen kesinlikle ilahi bir düzendir. Bu yollarda yaşayacağınız her şey aslında sizin seçimlerinizin sonucudur. Siz bu seçenekleri seçmeden önce zaten tüm yollar belirlenmiştir. Yani tüm seçeneklerinizdeki olay ilahi b

Riot Games'ın kozu Valorant

Günümüze bakınca oyun sektöründe yeni bir oyun göremiyoruz. Hal böyle olunca insanlar karantina vakitlerinde zaman geçirmek adına yeni oyunlar istemekteler. Bunun en iyi örneği yerli bir firma tarafındanda geliştirilen Mount and Blade 2 Bannerlord olacaktır. Oyun çıktığı andan itibaren yüzbinlerce sattı. Buda oyuncuların yeni bir oyunu ne kadat istediklerini gösteriyor. İşte Riot Games 'ta bunu çok iyi yakaladı ve harika sayılacak bir zamanlama ile yeni oyunu Valorant 'ı piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Valorant en çok Counter Strike Global Offensive ile karşılaştırılıyor fakat bu durumu çok yanlış görüyoruz. İki oyunda temelde farklı oynanış sistemi bize sunuyor. Valorant daha çok taktiksel strateji olduğundan Valve'nin daha çok Teamfortress 2 oyunu ile benzerlik gösteriyor. İki oyunda tam anlamıyla aynı mantıkta değil fakat benzer yönleri oldukça fazla. Burdan çıkarmamız gereken aslında Riot Games'ın çok iyi bir piyasa analizi yaptığı idir. Oyunun sist